KONFEKSİYONDA AYDINLATMA

Tarafından | 18 Mart 2018

Çalışma Ortamı ve Aydınlatma

İnsanın, faaliyetlerin % 80’ini gözle kontrol ettiği bilinmektedir. Gözün yorulabildiği, zorlandığı taktirde hatalara düşebildiği ve kaza tehlikesinin artacağı düşünüldüğünde, işletmelerde aydınlatmanın ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Çalışma ortamlarında, yapılan işlerin doğru ve verimli olabilmesi ve ayrıca çalışanların göz sağlığının korunması için doğru bir aydınlatma sistemlerinin olması gerekir.

İyi bir aydınlatma projesinin tasarımında çalışanların göz sağlığı, optimal verimlilik ve çalışanların kendilerini rahat hissettikleri aydınlatma düzeyinin sağlanması gibi kriterler kullanılabilir. Çalışanların kendilerini aydınlık bir ortamda bulmaları onları rahatlatıp performanslarının artmasına ve kaliteli ürün çıkarmalarına yardımcı olacaktır.

Aydınlatma Çeşitleri

Gün Işığıyla Aydınlatma

Doğal aydınlatma kaynağı olan güneşin aydınlatma düzeyi genellikle 5000 Lux’un üstündedir (Lux: aydınlatma birimi). Bu denli güçlü bir kaynaktan tam anlamıyla yararlanabilmek için bazı ilkeleri benimseyip uygulamak yararlı olacaktır.

Gün ışığı ile aydınlatmada çalışma ortamının özelliğine göre pencereden veya tavandan aydınlatma sağlanabilir. Burada amaç gün ışığını en iyi şekilde değerlendirmek ve eşit ışık dağılımı yapmaktır.Gün ışığından fazla yararlanmak için çalışma masaları kuzeye bakan odalarda pencereye paralel, pencereleri diğer yönlere bakan odalarda ise pencerelere dikey olarak yerleştirilmelidir. Çalışma ortamında pencerelerin toplam yüzeyi, oda tabanının en az dörtte biri kadar olmalıdır. Ayrıca duvarlar ve tavanlar ışığı yansıtma katsayısı yüksek renklere boyanmalıdır.

Gün ışığı ile aydınlatmada bazı sorunlar olabilmektedir. Bunlardan biri ışık şiddetinin gün boyu değişik oranlarda olması veya iklim şartlarının gün ışığını etkilemesidir. Ayrıca yapılan işlerin hassasiyetine göre gün ışığı yeterli olmayabilir ve yapay aydınlatma kullanılabilir.

Yapay Aydınlatma

Gün ışığı, birçok çalışma ortamında etkili olabilir. Ancak güneş ışığının yeterli olmadığı durumlarda yapay ışık doğal ışığın yerini almaktadır.

Yapay aydınlatmada kullanmak için çok çeşitli araçlar geliştirilmiştir. Bunların yanı sıra iyi bir aydınlatma sistemi kurabilmek için sütunlar, tavan yapısı ve iç düzenlemede hakim renkler gibi çeşitli detaylar dikkate alınır. Duyarlı bir görmenin gerekli olduğu iş yerinin aydınlatma düzeninin yüksek olması gerekir. Aydınlatma düzeyi işin türüne göre değişmektedir. Yapay aydınlatma da genel aydınlatma ve bölgesel aydınlatma olarak iki grupta incelenebilir:

Genel aydınlatma, çalışma yerlerinin sabit olmadığı veya sürekli hareket halinde yapılan işlerde kullanılmaktadır. Eşit ışık dağılımı ve yüksekliği olan bu çalışma ortamlarında gözün kamaşması olayı da ortadan kalkmaktadır. Işıklar mümkün olduğunca tavana yakın asılmaktadır.

Bölgesel aydınlatma ise yapılan işin özelliğine göre güçlü aydınlatma gereken çalışma ortamlarında kullanılır. Aydınlatma araçları işin inceliğine göre tavandan daha fazla sarkıtılarak yerleştirilir.

Şekil 2.2: Bölgesel aydınlatma

Aydınlatmayı Etkileyen Faktörler

Görüş Alanı

Görüş alanı, göz ve baş sabit durumdayken görünen alandır. Bu alanda çok küçük derecelik bir koni açısı ile nesne merkezlenir. Objelerin optik eksenlerinden olan uzaklığı arttıkça nesnenin netliği bozulur ve bulanıklaşır. Göz ışığını geniş bir alandan alır. Göz kasları için en uygun bakış ileriye doğru ve yatay eksenden 30° – 40° aşağıya doğru olandır.

Parlama ve Göz Kamaşması

Üzerinde yoğunlaşılan cisim ve yüzeylerin parlaması ve gözü kamaştırması yapılan işin görülmesini güçleştireceği gibi göz fonksiyonlarını da zorlamaktadır. Ayrıca ışığın direkt olarak göze gelmesi gözün kamaşmasına ve dolayısıyla görüşü engelleyerek göz sinirlerini zorlamaya ve çeşitli iş kazalarına neden olabilir.

Doğrudan doğruya ışık kaynağından gelen ışınların göze gelerek neden oldukları parlamalardan sakınmak için ışık kaynağını bakış çizgisinin 60° üstüne yerleştirmek gerekir. Işık kaynağından gelen ışınların parlak bir yüzeye çarparak yansıması ve bu yansıyan ışınların göze gelmesi ile oluşan parlamanın önüne geçmek için ışık kaynaklarını tavana çok yakın yerleştirmemek, yaygın ışık veren kaynakları kullanmak ve çalışma yüzeylerini mat renklerden oluşturmak gerekir.

Işık Dağılımı ve Titreşimleri

Çalışılan cisim veya yüzeyin her yanındaki aydınlatma düzeyi eşit olmalıdır. Işık dağılımı eşit oranda olmadığı taktirde göz değişik aydınlatma düzeylerine kendini alıştırmak için çaba harcayacaktır. Işık dağılımının eşit sağlanması için yaygın ışınlar veren ışık kaynakları kullanmak ve bunları birbirine yakın yerleştirmek gerekir.

Aydınlatmanın diğer özelliği, ışık kaynağının titreşim yapmasıdır. Özellikle deşarj lambaları (floresan vb.) alternatif akımla çalışır ve titreşim yapar. Işık kaynaklarının parlaklığındaki hızlı değişime uyum sağlamaya çalışan göz aşırı çaba harcar ve çabuk yorulur. Bu durumu engellemek için özel aydınlatma araçları kullanılır veya ışık kaynakları farklı tarzlarda monte edilir.

Renkler ve Aydınlatma

Renkler çevremizi algılamamızı çok fazla etkiler. Renk iklimi olarak da adlandırılan bu özellik nedeniyle birçok bilgi veya sinyal renkler yoluyla hızlı şekilde aktarılır. Renk ve ışıklandırma birbiri ile çok yakın ilişkisi olan iki konudur. Işık kaynaklarından maksimum fayda sağlamak ve ışığın düzgün şekilde yayılmasını sağlamak için renklerin yansıtma özelliğinden yararlanılmalıdır.

Işık kontrastları gözü yorar. Bu durum renklerle giderilmelidir. Renklerin psikolojik özelliklerinden yararlanılarak çalışma ortamlarına sıcak, serin ya da dinlendirici özellikler verilmelidir. Renkleri algılamanın önemli olduğu, kalite kontrol gibi bölümlerde doğal renk algılamasını sağlayabilecek bir aydınlatma önemlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir