TAHTA BASKI

Tarafından | 25 Şubat 2018

Tokat Tahta Baskı Tarihçesi

Yazmacılık tarihine ışık tutacak bazı buluntular ve yazılı kaynakların elimizde olmasına rağmen bu sanatın başlangıç yerinin ve zamanının kesin olarak tespiti güçtür. Bu konudaki yazılı kaynaklar ve arkeolojik çalışmalar yazma sanatının bir baskı tekniği olması nedeni ile bizi tarih öncesi çağlarının yontma taş ve bronz dönemlerine kadar götürüyor. Baskı biçiminin başlangıcı olarak, bu dönemlerde seramik kapkacağın üzerine basit damga ve tahta parçalarıyla yapılmış desen uygulamalarını gösterebiliriz.

İncelemelere göre resimlendirilmiş kumaşlar baskı tekniğinin doğrudan doğruya öncüleri olarak kabul edilmektedir. M.Ö. IV yüzyıla ait olup Rusya’nın kuban bölgesindeki bir savaşçı mezarında bulunan resimli tabut örtüsü bu düşünceyi ispatlamaktadır.

Kumaşı fırça aracı ile boyama ve kalıpla basarak desenlendirme Mısır’da, Abbasi ve Fatimilerde de görülür. Bu devirdeki keten kumaşların üzerindeki yazıların veya süslemelerin çoğunun tekniği fırça ile boyama ve kalıpla baskıdır.

Resim 1.5: Yazmalar

X. yüzyılda ender bulunan çok ince kalitedeki keten kumaş üzerine birbirini kesen içindeki boşluklara altın yaldız ve kahverengi aslan figürleri basılarak kumaşın yüzeyi kaplanmıştır. Ortaçağın ağaç kalıpla baskı teknolojinsin örnek kaynağı olarak fresk resmi ustası Cennino Cennini’nin Resim Sanatı Teknikleri adlı kitabında ayrıntılı açıklamalarını buluyoruz. Kitap çeşitli sanat tekniklerini anlatıyor içindeki İtalya sanat atölyelerinin teknik özellikleri ilginçtir. Cennini’ye göre, kıvamlaştırılmış boya muhtemelen deriden yapılmış bir eldiven ile kalıplara uygulanırdı. Kalıbın yükseltilmiş kısımlarından boya maddeleri akmaması için, nişasta veya kitne patı ile karıştırılırdı. Cennini’nin kitapta belirttiği gibi, modelin ana çizgileri kalıp ile basıldıktan sonra öbür ek renkler fırça ile kumaş üzerine ilave edilirdi. Daha sonraları ilave renkler kalıpla basılmıştır. Tıpkı bugün bizde uygulanan yazma tekniğinde olduğu gibi.

Bir başka yazılı kaynakta M.Ö. 2000 yıllarında Kafkaslarda teknik baskı sistemin bilindiğini gösteriyor. Kumaş baskının üzerindeki dizi biçimindeki resimler ortaçağın sonlarına doğru kitap baskısının doğmasına yardım ediyor. R.Forner yazma sanatı adlı kitabında, tahta kalıplarla kağıt üzerine baskı yapıldığını ve kumaş baskısının kitap baskısı için bir başlangıç olduğunu yazmaktadır.

Anadolu’da devam eden yazmacılık sanatında açık ve hareketli hayvan figürlerine, özellikle geyik figürleri ile meydana gelmiş komposizyonlar çoğunlukla rastlanmaktadır. Anadolu’da Çatalhöyük arkeoloji kanunlarında (M.Ö. 700) Hitit sanatına ait eserler arasında pişmiş kilden çok sayıda mühür biçiminde kalıplar ortaya çıkarılmıştır. Bu kalıplarla bitkisel boya kullanarak baskı yapıldığı kanıtlanmıştır. Bunlar helezoni ve dört yapraklı çiçek motifleri olup halen Hitit müzesinde bulunmaktadır. Çatalhöyük kazılarında ele geçen buluntular arasındaki mühürlerin, baskı ile yapılan yazmacılığın ilk ipuçları olduğu zannedilmektedir.

Yazmacılık sanatının Türkiye tarihini araştırırken, bu sanatın Orta Anadolu’da Tokat’ta gelişmesi ve Tokat ilinin yazmacılık sanatı açısından merkez teşkil etmesi ilginçtir. Örneğin Tokat ili ve çevresindeki yapılan yazmalardaki geometrik düzen Selçuk sanatı geometrisine paralellik gösterir.

Türk yazmacılık sanatının bugün elimizde kalan örnekleri Osmanlı imparatorluğu döneminin XVI. XVII. XVIII ve XIX. Yüzyıllara ait örnekleridir. Halen yurdumuzun çeşitli bölgelerinde yazma sanatı devam etmektedir. Bu çevrelerde yapılan yazmalar desen, kompozisyon ve renk yönünden bölgesel ayrıcalık gösterirler.

Tokat ve İstanbul’da yazma sanatı diğer bölgelere oranla daha faal şekilde devam etmektedir. Bugün Tokat’ta yazma sanatı organize sanayi bölgesinde ve atölyeler halinde devam etmektedir. Ancak ekonomik sebepler nedeni ilgisizlik ve usta yetiştirilememesi gibi sebepler nedeni ile ağaç baskı sanatı günümüzde çok az sayıda kişiler tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Günümüzde yazmacılık serigrafi yöntemi ile üretilmektedir. Artık yazmacılık sanatı eski geçerliliğini ve güzelliğini yitirmiş olarak devam etmektedir.

Tahta Baskı Tanımı

Yazma”, kumaş üzerine elle resmedilerek veya tahta kalıplarla basılarak desenlendirilmiş kumaşlara verilen isimdir.

Ülkemizde Tokat, İstanbul, Kastamonu, Bartın, Gaziantep ve Diyarbakır da gelişen yazmacılık 17. yüzyılda en güzel örneklerini İstanbul’da vermiş ve en yüksek düzeye ulaşmıştır.

Yazma Türk halkının hayatına her yönü ile İstanbul ve Anadolu da girmiş ve görmesi gereken ilgiyi görmüştür.

Yazma (Tahta Baskı) Kullanıldığı Yerler

Yazma, yıllar boyunca değişik isimlerle tanımlanmıştır. Bugün Anadolu’da yazma bir başörtüsüdür. Günümüzde yalnız kadınlar tarafından kullanılan yazmaları, eskiden erkeklerde feslerinin altına giymekte kullanırlardı. Çit, yemeni, çevre, çember deyimleri ile tanıdığımız yazmaya en çok “yemeni” denilmiştir.

Giyim süsleme

Yazma, Şalvar, Yelek, Cepken, Mendil, Çanta, Elbise

Ev Tekstili

Yorgan, Yastık, Bohça, Perde, Yatak örtüsü, Minder, Peçete Seccade, Masa örtüsü, Paspas

Bu gruplandırma dışında tahta baskı sanatını her türde kumaşın yanında deri, küp süslemeleri ve ahşap süslemelerde kullanılabilir.

Tahta Baskıda Kullanılan Araçlar

Kalıplar, Düzenek, Boya tablası, Boya kabı, Fırça (Boya yedirme), Temizleme fırçası, Baskı masası, Mikser – Boya karıştırıcı, Plastik bidon

Ağaç Kalıplar; Kalıplar genellikle kuru ıhlamur ağacından oyulur. Ihlamur ağacı, yumuşak, kolay oyulabilir, dayanaklı, iyi boya tutan bir ağaç cinsi olduğu için kalıp hazırlamaya çok uygundur. Ihlamur ağacının, budaklı, yarık ve yaş olmaması gereklidir. Kalıplar desenlemede kullanılır.

Resim.1.12: Tahta kalıplar

Düzenek; Üzerine boya tablosunun yerleştirildiği, tahtadan yapılmış masa. Ölçü ve yüksekliği olan ve yan tarafta raf ve boya fırçası ve boya kabının konulduğu iskele bulunmaktadır. Düzeneğin içerisine kalın sünger yerleştirilerek boya tablasının altı yumuşatılır. (Eskiden sünger yerine saman kullanılmış). Yumuşak zeminle boya tablasının boyayı rahat emmesi ve kalıbın boyayı iyi tutması sağlanmıştır.

Resim 1.13: Düzenek

Boya Tablası; 4 köşeli, ahşap kasnağa vinleks gerilerek hazırlanmış 4 cm yüksekliğinde kap, kalıba boya yedirmek için kullanılır, boya önce boya tablasına fırça ile verilerek kullanılır.

Resim 1.14: Boya tablası

Boya Kabı; İçerisine hazırlanmış boyaların konulduğu ağzı kapanabilen, geniş, ağızlı plastik kab.

Boya Yedirme Fırçası; Kıldan yapılmış yumuşak uçlu geniş ağızlı sık fırçadır. Boya kabında boya alarak boya tablasına boya yedirmek için kullanılır.

Resim 1.15: Boya yedirme fırçası

Temizleme Fırçası; Sert uçlu ayakkabı fırçasıdır. Kullanılan baskı kalıbını temizlemek için kullanılır.

Resim 1.16: Temizleme fırçası

Baskı Masası; Üzeri keçe ve battaniye ile kaplanmış büyük masa, düzenek ile yan yana yerleştirilir. Üzerinde kalıp yapılır.

Resim 1.17: Baskı masası

Boya karıştırıcı mikser; Pat ve titanı çırparak eritmek ve karışımı sağlamak için kullanılır.

Resim 1.18:Boya karıştırıcı mikser

Plastik Bidon; Ağzı sıkı kapalı ve içerisine pat, titan ve boyaların hazırlandığı plastik

Tahta Baskıda Kullanılan Gereçler

  • Gazyağı
  • Titan
  • Binder
  • Emilgatör
  • Anilin
  • Göztaşı
  • Potasyum (Gühercile)
  • Fiksatör

Tahta Baskıda Kullanılan Boyalar

Boya olarak eskiden sadece bitkisel boya kullanılmasına karşın bugün bitkisel ve kimyasal boyalar kullanılmamaktadır.

Doğal Boyalar; Bu boyalara kök boyalarda denilir. Tabiattaki renklerini tam yansıttığı ve renklerinin çabuk solmadığı için tercih edilen boya türüdür.

Bitkisel Boyalar; Bu boyalara kök boyalarda denilir. Bazı bitkilerin değişik yerlerinde, çiçek, yaprak, kabuk, odun veya kök yosun olabilir. Yurdumuzda boya bitkileri çok eskiden beri çeşitli işlerde kullanılmıştır. Özellikle halıcılık ve yazmacılıkta çok kullanılmıştır. Kullanılan boyaların birçoğu maalesef bunların oluşumunu bilen ustalarla beraber yok olmuştur zira pek çok ustanın kendine has bir boya karışımı varmış. Renkli bez dokusunda kullanılan iplikler kestane ağacı, armut ağacı veya nar ağacı köklerinin kaynatılması ile boyanır, renk karışımlarını elde etmek için kullanılan diğer maddeler ise kireç, siyah mazı, beyaz mazı, sumak yaprağı, kurşun tozu, çivit, hintsafranı, demirsülfat, teneker gibi bitki veya madenler. Bu boyalar suni anilin ve alizarin boyalarla yapılanlarda daha makbuldür. Ancak günümüzde kimya endüstrisinin ilerlemesi sonucunda elde edilen suni ve ucuz boyaların rekabeti karşısında bitkisel boyaların kullanımı terk edilerek halı ve tekstil sanayinde tamamen suni boyalara yönelme olmuştur. Halen bazı yörelerde bitkisel boya kullanılmaktadır.

Madeni Boyalar; İnorganik boyalarda denir. Bunlar doğal ve suni olarak elde edilmiş maden bileşikleri boyalarıdır.

Suni Boyalar (Kimyasal Boyalar); Bunlar suni ve ucuz boyalardır.

Anilin Boyalar (sentetik suni organik boya); Günümüzde maden kömürü katranının damıtılması ile elde edilen boya türüdür.

Alizarin Boya; Bir tür kökboyasıdır. Sonradan suni olarak Avrupa’da elde edilmiştir. Geçmiş yıllarda yazmacılıkta çokça kullanılmıştır. Suni boyalarla yazmaları renklendirme işlemi doğrudan veya mordandı boyama şeklinde olur.

Mordan, boyanın elyafa doğrudan bağlanması halinde boya maddesini elyafa bağlayan ara maddeye denir. Aynı zamanda bu katkı maddesi renk tonu vermeye de yanar. Tanin, şap, krom şap, krom sülfat, demirsülfat, alüminyum sülfat, madem maddelerinden bazılarıdır. Asit özellikteki boya maddeleri için bazik, bazik özelliktekiler için asit mordanlama gerekir.

Serigrafi (ipek) baskı yazmalarda ise anilin ile birlikte akremin boyalarda kullanılmaktadır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir