ÇOCUK GİYSİLERİNİN TARİHÇESİ

Resim 2.25: 1990’lı yıllara ait çocuk giysi ve aksesuar örneklerini gösteren parçalar
Tarafından | 25 Ocak 2022

Orta Çağ’dan günümüze kadarki tarihi süreç içerisinde çocuk giysileri ve çocuk oyuncakları; bölgelerin sosyolojik, ekonomik ve teknolojik etkenleri sebebiyle büyük bir gelişim göstermiştir. Oyunların ortaya çıkışı çocukların yaratıcılığı ile şekillenmiş, çocukluk kavramının toplum tarafından benimsenmesi ile de çocukların ihtiyacı olan giysiler ve oyuncaklar üretilmeye başlanmıştır. İnsan gücünün varlığını koruduğu zamanlarda kısıtlı sayıda ortaya çıkan giysiler ve oyuncaklar, sanayileşme hareketleri sonrası adım adım gelişip, değişmeye başlamıştır.

Çocuk Giysileri

Orta Çağ Avrupası’nda çocuklar, anne ve babalarının minyatürleri gibi giydirilmişlerdir. Çocuklar, yetişkinlerden ayrılmaksızın aile büyükleri ile ortak bir yaşam biçimini sürdürmüşlerdir. Bekir Onur Orta Çağ Avrupası’ndaki çocukların yaşamları ile ilgili olarak; “Ortaçağ çocukları, her şeyi davranışlarını ilk elden gözlemledikleri büyükleriyle birlikte yaşayarak, birlikte yemek yiyerek ve uyuyarak öğrenmişlerdi.” demiştir. Her ne kadar çocuksu bir içgüdü ile kendi oyun alanlarını kurmaya çalışmış olsalar da o dönemin çocukları, çocukluk kavramından uzak bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Çocukların yetişkinlerden farklı ihtiyaçlara sahip olduğu bilinci henüz oluşmamıştır. “Bu durum ancak 17. Yüzyıldan itibaren değişmeye başlamıştır.” Ayça Telgeren “Avrupa Resim Geleneğinde Çocuk ve Oyun Kavramı” adlı tezinde, çocuk kavramının değişimi ile ilgili; “Okur-yazarlık ilgisinin artması ve yazılı bilginin akışı toplumda yeni farkındalıklar ve daha üst beceriler geliştirdi. Yavaş yavaş gelişen bu entellektüellik yetişkin ile çocuk arasındaki en temel farkı ortaya çıkardı.” şeklinde bahsetmiştir. Bu sürecin sonunda okulların ortaya çıkması ile çocukların kabul gördüğü dönem de başlamıştır. Çocukluk kavramında izlenen bu değişiklik ile birlikte çocukların yetişkinler arasındaki yeri, aile bağları, sosyolojik durumları, aldıkları eğitim ve ilgi alanları değişmeye başlamıştır.

Çocukların yetişkinler gibi giyinip, onlarla benzer hayatı yaşadıkları bir dönem 18. yüzyıl Osmanlı Dönemi’nde de yaşanmıştır. Genç yaşta tahta geçen şehzadeler, soylu çocuklara verilen karar verme yetkisi, verilen cezalar, çocuk yaşta alınan silah kullanma eğitimleri, yetişkinlerden farksız giydirilen, mücevherlerle süslenen şehzade ve hanım sultanlar bu duruma örnektir. Osmanlı Dönemi’nde soylu ailelerin çocukları, tıpkı aile büyükleri gibi kemha, çatma, seraser gibi değerli dokuma kumaşlardan oluşan gösterişli giysiler giymişlerdir. Çocuk padişahlar ve çocuk sultanlar da dahil olmak üzere sarayda yaşayan kişinin statüsüne göre bu giysilere değerli mücevherler eşlik etmiştir. Hülya Tezcan “Osmanlı Sarayının Çocukları – Şehzadeler ve hanım sultanların yaşamları, giysileri” adlı kitabında; “Osmanlıların kadın, erkek ve çocuk kıyafetlerinin arasında, ölçülerinden başka fark yoktur. Kıyafet, iç giyimin üzerine giyilen şalvar, bürümcük gömlek, iç entarisi ve dış kaftanlarından oluşur.” şeklinde döneme ait çocuk giysilerinin ifade etmektedir.

Osmanlı Sarayı’nın şehzade ve hanım sultanlarına ait giysiler; gerek el işçiliği, gerek değerli kumaşların kullanımı ile zaman içerisinde yetişkinlerin giysilerindeki abartılı görünümü almıştır. Bu konuda “On sekizinci yüzyıl Osmanlı toplumunu gözlemleyen Guillaume Martin (2007),“Türkiye’de hemen hemen herkes aynı kıyafetleri giyiyor. Erkekler, kadınlar, çocuklar (…)” demektedir.”

3 mustafa 3 selim

Resim 2.1: Sultan III. Mustafa ve şehzadesi III. Selim. 1757-89 civarı.

18.yüzyılda Osmanlı Hanedan kadınları, sarayın özel terzilerine, kendileri ve çocukları için özel siparişler vererek giysiler diktirmişlerdir. Çocuklar için, göğüs ve belden oturtulan, içi tek kat pamukla döşenmiş, pamuklu kumaşla astarlanmış cepli entariler dikilmiştir. Çocuklar bu entarilerin içine rahatça kullanabilecekleri şalvarlar giymişlerdir. Özel günlerde giymeleri için ise; kesme tellerden veya ipekten işlemeler işlenmiş tafta, kadife ve savai cinsi kumaşlardan entariler dikilmiş, üzerlerine kemha cinsi kumaştan kaftanlar yapılmıştır.

19.yüzyıl Osmanlı Dönemi’nde sarayda yaşayan şehzadelerin ve hanım sultanların giysileri birbirine benzerlik göstermektedir. Giysilerde renkli kumaşlar ve süslemeler kullanılmıştır. Bu dönemin giysilerine dair bilgiler “Osmanlı Sarayının Çocukları – Şehzadeler ve hanım sultanların yaşamları, giysileri” adlı kitapta; “Avrupa’dan gelen geniş yaldızlı harçlar, bükme ipek kordonlar, oyalar ve danteller, elbiseleri süsler.” şeklinde anlatılmıştır. Osmanlı Hanedanı’nda saraydaki kız ve erkek çocuklarının giysileri, şehzadelerin başlarına giydikleri başlıklar sayesinde net olarak birbirinden ayrılmıştır.

19yy osmanli cocuk giysileri

Resim 2.2: 19. yüzyılda kullanılan birbirine benzer erkek ve kız çocuk entarileri.8
(Sağ görseldeki entari Fatma Sultan’a aittir.)

19.yüzyılın Osmanlı toplumundan farklı olarak aynı zamanlarda Avrupa’da; kız ve erkek çocuklara temizliği kolay olduğundan genellikle beyaz elbiseler giydirilmiştir. Çocukların giysilerinde renk ve cinsiyet ayrımı yapılmamıştır. Bu dönemde kız çocuklar ve erkek çocuklar, üzerlerindeki aksesuarlar ve oynadıkları oyuncaklar sayesinde birbirlerinden ayrılmışlardır.

19 yy

Resim 2.3: 19. yüzyıla ait kız ve erkek çocuk giysilerine örnek olarak; Ressam James
Pearle’ye ait “Bir Bebek Tutan Kız” (1804) ve Ressam Sir William Beechey’e ait “William
Ellis Gosling’in Portresi” (1800) isimli resimler.

“Osmanlılar’da saray, saray çevresi, ordu ile esnaf, reaya ve öteki halk kesimlerinin arasındaki farklılıklar, giyim kuşamı da belirlemiştir. Saray ve çevresinde gösteriş kaygısı ağır basarken, halk arasında kıyafet, örtünmeyle özdeş bir anlam taşımaktadır.” Halk, inançları doğrultusunda gösterişten uzak yaşamayı benimsemiştir. Yalnızca düğün ve bayram eğlenceleri gibi özel günlerde özenli giyinen halk, gündelik hayatta mümkün olduğunca sade giysiler seçmiştir. Sarayda kullanılan kumaşların renkleri, desenleri, takılan başlıklar kişinin toplum içindeki statüsünü ifade ettiği için; halkın sarayda kullanılan kumaşlardan ve renklerden giysiler giymesi yasaklanmıştır. Bu yüzden, Osmanlı Devleti’nin giyimde yaptığı değişiklikler, halk kıyafetlerine yansımamıştır.

Çocuk giysileri

Resim 2.4: 1828 yılı sonrası şehzadelerle birlikte sünnet edilen, birbirine benzer el işi sade giysiler giymiş çocuklar.

Halk arasında ebeveynler, çocuklarına kendi imkanlarıyla genellikle bürümcük kumaşından içlik ve gömlek, pamuklu kumaşlardan şalvar ve entari, aba kumaşından ise cepken ve yelek dikmişlerdir. Ayaklarına ise yine aba kumaşından terlik ve mes yapmışlardır.

Saray hayatındaki gösterişli yaşam biçiminden farklı olarak halkın önceliği; temel ihtiyaçlarını idame ettirebilmektir. İnsanların sosyal yaşamları, bulundukları mahalle ve çevresinden ibarettir. Geliri düşük ailelerin çocukları, mahalle okullarına giderek, okuldan arta kalan zamanlarını ise mahallede arkadaşlarıyla oyunlar oynayarak geçirmişlerdir. Mahalle araları, cami avluları, boş arsalar ve evlerin bahçeleri çocuklar için o dönemin ideal oyun alanları olmuştur.

Halkın içindeki çocuklar için oyun oynamak ne kadar önemli ise hanedan çocukları için de o kadar önemlidir. Şehzadelere, küçük yaşlarından itibaren eşlik etmeleri için saray içinden oyun arkadaşları seçilmiştir. Bu oyun arkadaşlarıyla belli kurallar çerçevesinde oyunlar oynayarak hem keyifli vakit geçirmiş hem de hayata hazırlanmışlardır. Satranç, mangala gibi zeka oyunlarını, dokuz taş, topaç ve aşık gibi saray dışında oynanan oyunları severek oynamışlardır. Okulda aldıkları eğitimin yanı sıra okçuluk, kılıç kullanma, ata binme eğitimleri almışlardır ve bu eğitim saatlerinden arta kalan zamanları oyun saati olarak geçirmişlerdir. Kız çocukları ise genellikle dadılarıyla birlikte vakit geçirmişlerdir. Müslümanlık inancına uygun görülmediğinden insan ve hayvan figürlü oyuncaklarla oynamayıp kendi kardeşleriyle ya da cariyelerin bebekleriyle oynamışlardır. Saray yaşamında çocukların oyun hayatı, oyuncak üretimi gelişim gösterene kadar bu şekilde devam etmiştir.

Osmanlı Dönemi’nin oyuncak kültürünü yansıtan örneklerin büyük bir kısmı Eyüp Oyuncaklarına aittir. Ustaların, ahşap ve sonrasında tenekelerle yaptıkları oyuncakların çoğalmasıyla Eyüp’teki oyuncak dükkanlarının sayısı artmıştır. Böylece İstanbul’da Eyüp, oyuncak üretiminin ilk başladığı yer ve oyuncak üretiminin merkezi olmuştur.

Osmanlı Dönemi’nin son zamanlarında gerçekleşen Birinci Dünya Savaşı’nın etkileri, oyuncak üretimine de olumsuz yönde yansımıştır. Özellikle halkın içindeki çocuklar, az sayıda oyuncağa sahiptir veya kendi oyuncaklarını kısıtlı imkanlarla kendileri yapmışlardır. Çocuklar, dokuz taş, köşe kapmaca, körebe ve aşık oyunu gibi sokak oyunları ve top, topaç, çember, bilye gibi kolay elde edilebilir oyuncaklar ile oynamışlardır.

Bu yıllarda Beyoğlu semtinde açılan bonmarşelerde Avrupa’dan gelen oyuncaklar satılmaya başlamıştır. Üst ve orta sınıf ailelerin ithal oyuncaklara gösterdiği talebin çok olması sebebiyle oyuncakların çeşitliliği artmıştır. Bu süreçte yerli oyuncak üretimi de devam etmiştir fakat orta sınıfın yeni tanıştığı ithal oyuncaklar popülerleşmiştir.

29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmesinden sonra çağdaşlaşma hareketlerinin artması çocuklara gösterilen hassasiyetin ivmesini de yükseltmiştir. Özellikle Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocuklara ithaf edilmiş olması sebebi ile diğer resmi bayramlardan ayrılmıştır. Çocuklar, kendilerini söz sahibi bireyler olarak hissetmeye ve bu bayramı törenlerde görev alarak kutlamaya başlamışlardır. Bu tarihten sonra çocuklar için oyun oynamak kadar önemli olan bir diğer şey de; 23 Nisan kutlamaları olmuştur.

1923 çocuk

Resim 2.5: 1923 yılında Ankara’da gerçekleşen 23 Nisan kutlamaları.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 1929 yılında çocuklara armağan edilmesinden sonra her yıl, törenlerde çocuklar için kutlamalar ve özel gösteriler gerçekleştirilmiştir. Gösterilerde yer alan çocuklar özel üniformalarıyla yürüyüş ve dans gösterileri yapmışlardır. Gösterileri izlemeye gelen çocuklar da en güzel giysilerini giyerek bu güzel bayram gününü kutlamaya başlamışlardır.

1933 yılında Sümerbank’ın kurulması ve devletin teşviğiyle fabrikaların açılması tekstilin sanayileşmesinde büyük bir gelişmedir. Sümerbank bünyesinde bulunan fabrikaların faaliyete geçmesi ile Türkiye Cumhuriyeti kendi kumaşlarını dokuyup, tasarladığı desenleri basmaya başlayarak ülke genelinde birçok noktada tekstil üretimine başlamıştır. Halk; kumaş, ayakkabı, mutfak eşyaları, kırtasiye malzemeleri gibi gerekli tüm ihtiyacını Sümerbank’tan karşılamıştır. 1934 yılında Kıyafet Kanunu’nun onaylanmasından sonra Türk toplumu giyim kuşamda; takım elbise, tayyör, pantolon, ceket, gömlek gibi modern giysileri benimsemeye başlamıştır. Çocuk giysileri de yetişkinlerin giydiği çağdaş tasarımlardan etkilenmiştir.

Cumhuriyet’in ilk yirmi yılı içerisinde çocuklara özgün özel giysiler olmadığı gibi çocuk giysileri, yetişkinlerin giysileriyle çok benzerdir. Erkek çocuklarının giysileri genellikle ceket pantolon ve iç gömlekten kız çocuklarının giysileri ise; elbise, iç gömlek ve entariden oluşmaktadır. Çocuklar yetişkinlerde olduğu gibi şapka, mendil ve çanta gibi modern aksesuar tasarımlarını da bu yıllarda kullanmaya başlamışlardır.

1940’lı yıllarda çocuk giysileri, Sümerbank fabrikalarından biri olan Nazilli Basma Fabrikası’nın baskı desenleriyle renklenmiştir. Kız ve erkek çocuklarının giysileri bu dönemlerde birbirinden ayrılmaya başlamıştır.

1940 çocuk

Resim 2.7: Prof. Yusuf Murat Şen’in fotoğraf koleksiyonundan; 1940’lı yıllara ait bir kız
çocuğu.

1940’lı yılların ortalarından itibaren çağdaş görünüm esas alınarak gelişen tekstil endüstrisine hizmet eden fabrika ve atölyeler, üretim desteği sağlayarak giysi tasarımlarının alternatiflerini arttırmıştır. Bu doğrultuda çocuk giysi tasarımları da çeşitlenmiş ve modern bir görünüme kavuşmaya başlamıştır.

21.yüzyıla gelindiğinde tekstil ve oyuncak endüstrisi üreticileri, hem çocukların ilgisini çekerek üretimi arttırmak hem de çocukların hayali karakterlerin yerine geçmelerini sağlamak için karakterlerin oyuncaklarını, kostümlerini ve aksesuarlarını üretmeye başlamışlardır. Sinema endüstrisi ile eş zamanlı ilerleyen oyuncak ve tekstil endüstrisi üreticileri, çocukların algısına hitap edecek ürünler tasarlamaktadırlar. 21. Yüzyıl içerisinde popülerliğini koruyan Spiderman, Maşa ile Koca Ayı, Winx, Elsa ve Batman gibi animasyon film karakterleri, baskı ve aplike teknikleri kullanılarak çocuk giysilerinde yer almaya başlamıştır.

cocuk giysileri

Çocuk giysileri

Film ve oyun karakterlerinin çocuk giysilerindeki kullanımı tekstil endüstrisinde önemli bir yere sahiptir. 21. yüzyılın tasarım anlayışında; modeller, baskılar, işlemeler, renkler, aksesuarlar kız ve erkek çocuklarının ilgi alanlarına göre şekillenmektedir.

ELSA

Resim 2.14: Elsa animasyon karakterine ait kostüm ve oyuncaklardan hazırlanmış bir kolaj

2000’li yıllarda tekstil endüstrisinin seri üretime geçişi, çeşitliliğin ve üretim hızının artmasını beraberinde getirmiştir. Kalite farkı ve çeşitlilik, ürünlerin fiyat aralığını açarak her kesime istediği bütçede ürüne sahip olma imkanı sağlamıştır. Markalar kendi içinde; kalite ve fiyat aralıklarına göre sınıflandırılmışır. Birçok hazır giyim markası, kadın ve erkek koleksiyonlarına çocuk giysi koleksiyonunu da dahil ederek üretimlerini ve koleksiyon yelpazesini genişletmiştir.

disney

Resim 2.15: Disney’in Mickey ve Minnie Mouse karakterli erkek ve kız çocuk giysi
tasarımları ve oyuncakları

Hızlı moda markalarının, 2000’li yıllardaki çocuk giysi tasarımları renk, desen ve kumaş seçenekleri bakımından kendi içinde; Kız Bebek ( 0-4 yaş ) / Kız Çocuk ( 4- 14 yaş ) ve Erkek Bebek ( 0-4yaş ) / Erkek Çocuk ( 4-14 yaş ) koleksiyonları olarak ayrılmıştır. Kız/Erkek Bebek ve Kız/Erkek Çocuk giysi tasarımları birbirinden farklı fakat bir bütünlük oluşturacak şekilde tasarlanmaktadır. Baskı ve dokuma desenleri, çocukların yaş gruplarına ve cinsiyetlerine uygun olarak, kız ve erkek çocuklarının algısına hitap edecek şekilde üretilmektedir.

Bebekler için tasarlanan giysilerin kumaş seçimleri bebeklerin sağlığı esas alınarak; %100 pamuk, yün veya keten gibi doğal kumaşlardan seçilmektedir. Çoğu hızlı moda markası, çocuk giysi tasarımları için de bu konuda hassasiyet göstermektedir. Tasarımlarında; %100 pamuklu, yün, keten veya pamuk-polyester, pamuk-keten karışımlı kumaşlar kullanmaktadır.

dolge

Resim 2.18: Dolce Gabbana 2019 Yaz “Flash” Koleksiyonu’ndan tasarım örnekleri

Bebek giysi tasarımlarına gösterilen hassasiyet kadar çocuk giysi tasarımlarının kumaş ve tasarım değerinin yüksek tutulduğu hızlı tüketim markaları da bulunmaktadır. Bu markalar genellikle yüksek gelirli üst sınıfa hitap eden lüks hazır giyim markalarıdır. Hazır giyim sektörü içinde bulunan tasarım kalitesi yüksek; Gucci, Emporio Armani, Burberry, Dolce&Gabbana, Moncler ve Balmain gibi lüks hazır giyim markaları çocuk giysi koleksiyonlarını kadın ve erkek koleksiyonlarından ayırmadan tek bir isim altında piyasaya sürmektedir. Böylece bu giyim markalarının çocuk giysi tasarımları, kadın ve erkek giysi tasarımlarından farksız olarak, aynı kalitede ve yaratıcı tasarım bütünlüğü ile oluşturulmaktadır.

Türkiye’nin hazır giyim üretimine yoğunlaşması, tekstil endüstrisi açısından daha büyük bir boyut kazandırarak zamanın işlevsel ve görsel ihtiyaçlarına erişmemize olanak sağlamaktadır. Teknoloji ve tasarım kavramının hayatımıza girmesi, üretim ağı içindeki ürünlerin ergonomik koşullara uyum sağlamasına ve hayatımıza daha hızlı dahil olmasına yardımcı olmaktadır. Teknolojinin, çocukların ihtiyaçları ve zevkleri doğrultusunda gelişen giysi tasarımlarına olan katkısı oldukça fazlalaşmaktadır. Teknoloji ve beraberinde getirdiği imkanlar, tekstil endüstrisinde çeşitliliğin artmasına ve giysi tasarımlarının gelişen sezon eğilimlerine uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır. Böylece her yaşa, cinsiyete ve kültüre uygun tasarımların oluşma fırsatı artmaktadır.


T.C
MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ
GÜZEL SANATLAR ENSTİTÜSÜ
TEKSTİL VE MODA TASARIMI ANASANAT DALI
TEKSTİL VE MODA TASARIMI PROGRAMI

Yüksek Lisans Tezi
Hazırlayan: EZGİ ALTIKULAÇ
Tez Danışmanı: DR. ÖĞR. ÜYESİ GÖZDE BURSALIGİL
İstanbul – 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.