ÖRÜCÜLÜK HAKKINDA GENEL BİLGİLER

örücülük
Tarafından | 11 Şubat 2022

Örücülüğün tanımı

Hammaddesi lif olan el sanatları gurubu içinde yer alan örücülük sanatı zengin konu üslup ve tekniği ile önem taşımaktadır. Örücülük, elde kullanılan basit aletlerle tek ipliğin kendi üzerine bükülüp kıvrılarak çeşitli ilmeklerle tutturulması veya düğümlenmesi suretiyle yapılan el sanatıdır.

Yün, ipek, pamuk ya da başka bir madde ipliğinin özel tığ, şiş, iğne, mekik gibi araçlarla yapılmış, ilmeklerin bir araya getirilmesi işlemedir.

Farklı elyaf çeşitlerinde, ince ya da kalın bükümlü çeşitli cinsteki ipliklerin, bitkisel materyallerin basit araçlarla veya el ile birbiri üzerine ilmeklenmesi ya da düğümlenmesi sonucu meydana gelen ürünlere örgü denir.

Teknik bakımından örgüler; düğümlü ve düğümsüz olmak üzere ikiye ayrılır. Düğümlü olanların sökülmeleri mümkün olmadığı halde diğerleri bir ucundan çekildiği takdirde örülmüş bir parça, sonuna kadar iplik haline gelecek şekilde sökülebilmektedir. Ayrıca örgüler, kullanılan tekniklere göre kafesli ve sık olarak da ikiye ayrılmaktadır. Kafesli olanların bir yüzünden bakıldığı zaman, arkasındaki eşya görülebilir. Sık örgülerde ise bu mümkün değildir. Bu her iki çeşit örgüler için değişik usuller tatbik edilerek çeşitli örgü şekiller ve ajurları meydana gelir ki, bunlara kadınlar arasında ayrı ayrı benzetilen eşya adları verilir.

örücülük

Örücülüğün tarihsel gelişimi

Türklere ait ilk örücülük ile ilgili belgeler Orta Asya’da yapılan kazı çalışmalarında bulunmuştur.

M.Ö. VII. VIII. Yüzyıllar arasında Orta Asya’da yaşayan Hunlara ait Pazırık 2. Kurganındaki bulgular arasında örücülük ile ilgili örneklere rastlanmıştır.

Bu örnek örgü sanatının Asya Türkleri arasında da gelişmiş olduğunu göstermektedir.

1905’de Menfiz kazılarında bulunan örneklerden özellikle balık ağlarından örücülük tekniğinin M.Ö. 2000 yılları öncesine ait olduğu tahmin edilmektedir.

Doğuda gelişen örgüler Arap tacirler tarafından İspanya’ya getirilmiş, oradan da İngiltere ve İskoçya’ya yayılmıştır. Yine ticaret yoluyla İtalya’ya oradan Avrupa’ya geçtiği biliniyor. 12. ve 15. Yüzyıl arasında yapılan Arapların çok renkli çorap örgüsü 12. Ve 16. Yüzyıllar arası İspanya’da ve İtalya’da büyük başarıya ulaşmış örgünün kaynağı olmuştur.

Örücülük ile ilgili araştırmalarda, örgü yapımında doğanın büyük etkisi olduğu görülmüştür. Doğadan esinlenen insanlar ihtiyaçlarını gidermek amacı ile örgü yapmışlardır.

Örgü sanatı kadınların duygusunu, düşüncesini ve zevkini yansıtır. Anadolu’da genç kızlar örücülüğü becerileriyle birleştirerek çeyiz geleneğini oluşturmuşlardır. Örücülük el sanatları içerisinde en yaygın yapılanlardan biridir. Bunun en önemli nedeni ise örücülük araçlarının kolay taşınabilir ve temin edilebilir olmasıdır. Yanı sıra örücülük çevrenin şartlarıyla gelişerek ve endüstri ile birleşerek ekonomiye katkı sağlamıştır.

Örgü, kadının ince zevki, güzele olan eğilimi ve moda akımları ile gelişerek günümüze kadar önemini korudu. Bugün de çok sevilmekte ve geçerliliğini korumaktadır.

El sanatları arasında önemli bir yer edinen örücülük yapıldıkları araçlara göre veya kullanılan gereçlere göre isimlendirilirler. Örgüleri yaparken araç kullanılabildiği gibi araç kullanmadan el ile de yapılabilmektedir.

Makine örücülüğü; Trikolar ve dantellerdir. Araç ile yapılan örücülük; Şiş, tığ, firkete, mekik, iğne örücülüğü ve araçsız yapılan örücülük ise; Bitkisel, makrome ve kordon örücülüğüdür.

Ayrıca örgüler, ince ve kalın olarak da ikiye ayrılır; Kalın örgüler, çoğunlukla malzeme ve araçları kalın olup kazak, süveter, çorap ve atkı gibi giyime ait şeyler yapılır. İnce örgülerde, malzeme ve araçları ince olup dantel ve oya gibi süs ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.