GELENEKSEL TÜRK KUMAŞLARI

Tarafından | 23 Nisan 2018

Türklerin tarih boyunca kullandıkları kumaş çeşitlerinin sayısı bir hayli fazladır. Zaman İçerisinde yıpranan bir materyal olması sebebiyle günümüze az örnek ulaşmıştır. Kaynaklarda adı geçen kumaş türlerinin sayısı 650 civarındadır. Ancak çoğu hakkında detaylı bilgi olmadığını bir kez daha belirtmek uygun olacaktır. Bunlardan bir kısmın alfabetik sırayla aşağıda tanıtılmaya çalışılmıştır.

ABA: Yıkanmış, taranmış yün yapağıdan dokunup dövülüp, preslenerek elde edilen kalın bir kumaş türüdür. İnce keçeye benzeyen aba, iklimi sert ve soğuk yörelerde cübbe, hırka, potur, çakşır, terlik olarak, askeri birliklerde de giyim eşyası, tozluk ve dizlik olarak kullanılmıştır. Eskiden en iyi abalar Balıkesir’de dokunurdu. Aba’nın siyah renkli olanına kebe denir.

ABAL: Bir tür ipekli kumaş olan abani, ipekle işlenmiş kalın ve iri desenli özellikleri olan bir kumaştır. Genellikle döşemelik ve bohçalık olarak kullanılmıştır.

Aba Kumaş

Abani: Sarıya çalan beyaz zemini üzerine açık turuncu ipekle süslemelerin işlendiği bir kumaştır. Abanilerin, etna ve ala olmak üzere iki türü vardı. Etna pamuktan ipekten dokunurdu. kuşak, sarık, başörtüsü, bohça, yorgan yüzü; top halinde dokunanlardan erkek gömleği, kadın giysisi ve hırka yapılırdı. İstanbul, Bursa, Bağdat, Halep ve Hindistan’da dokunan kumaş, yapıldığı yere, desenine ve rengine göre adlandırılırdı. En çok bilinen türleri Akçabeyazı. Palamudı, Halep, Hint abanilereydi. Osmanlı’da halk ve tüccarlar, ulema sınıfından ayrılmak için feslerin üzerine abanı sarık sarmışlardır.

Abrak: Daha önceleri Orta Asya’da dokunmuş eski bir elbiselik kumaş çeşididir. Ancak ne zaman ve nasıl dokunduğuna dair bir bilgi mevcut değildir.

Ağbani.:  “Sarımtırak ipekle dokunan, üzeri ibrişim kıvrım dallarla süslenen bir kumaş çeşididir”.

Ahmediye: III. Ahmet ve Damat İbrahim Paşa devrinde Üsküdar ve Bursa’da dokunan bir çatma kumaş türüdür. Daha çok ipek iplilikle dokunan ve döşemelik olarak kullanılan kumaş, ipekli düz bir yüzeye sahiptir. Çeşitli türleri arasında en meşhuru fitilli Ahmediye’dir.

Akbez: Beyaz pamuktan dokunmuş bir kumaş türüdür. Hint’te dokunanları daha kaliteli ve makbuldür.

Alaca: Genelde renkli pamuklu iplikle dokunan alacalar, eskiden iç giyimde ve çeşitli ihtiyaçlarda kullanılmıştır. Bu gün daha çok Buldan, Arapkir ve Gaziantep’te dokunmakta olan alaca kumaşları, çok eskilerde ipekle dokunmaktaydı.13 Lacivert ya da bordo zemin üzerinde sarı çizgileri olan bir tür pamuklu kumaştır.

Alaca dokuma kumaş örneği

Ayrıca Bursa, Halep, Manisa ve Kastamonu’da da alacanın dokunduğunu çeşitli kaynaklardan öğreniyoruz. Şam’da dokunan ipek alacalar Şam alacası adıyla bilinirdi. Günümüzde Buldan (Denizli), Arapkir (Malatya) ve Gaziantep’te eski örneklere göre benzer alaca kumaşlarının dokunması için çalışmalar yapılmaktadır. Bazı bölgelerde beşparmak adı da verilen alaca kimi zaman kırmızı zemin üzerine sarı çubuklu yollarla da dokunurdu. Bezayağı tekniğinde dokunan kumaş, pamuklu veya ipekli olabilirdi Selçuklular zamanından beri dokunan alaca kumaşı, kadın ve erkek giyimlerinde hırka, mintan, şalvar, entari gibi kıyafetlerde kullanılırdı.

Altınoluk: Alaca kumaşın yarı ipekli olanına altınoluk denilmektedir. Zeminleri kırmızı olup çizgileri sarı, siyah, beyaz, mavi, yeşil, mor gibi altı renk üzerinedir. Altınoluk geçmiş dönemlerde genellikle erkek gömlekleri ve kadın elbiselikleri yapımında kullanılmıştır. Bugün ise aynı kumaş folklorik amaçlı giysilerde kullanılmaktadır. ustufa cinsinden altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizglli Ipek kumaşlara bu isim verilmiştir. Bu cins kumaşların üzerinde sırma işlemeli yollar bulunurdu. Alacalar zaman zaman işlemeli kadın şalvarları yapımında da kullanılmıştır.

Altıparmak; AI veya lacivert zemin üzerine altı renk çubuklu (yollu) olarak dokunan kumaş cinsidir. Erkek mintanı, kadın entarisi yapımında kullanılır. Kadın giyimindeki yerini günümüz geleneksel kıyafetlerinde de korumaktadır. Çubuklarında sırma İşleme bulunanlara altınoluk denirdi. Altınoluk, gelinlik entari yapımında kullanılırdı. Bu tür yollu kumaşlara kitabi ve alaca da denirdi. Şam kumaşlarını taklit ederek yapılanlarına Şam alacası denirdi.

Arakiye: Yün veya tiftikten dövülerek yapılmış ince keçe kumaşlara denilmektedir. Arakıyeden cübbe, potur, yelek, külah, takke ve seccade gibi şeyler yapılırdı. Eskiden dervişler ve Mevleviler tarafından kullanılırdı. Arakıyeden yapılan seccadeler ise genelde sırma ve ipekle işlenirdi.

Arakiye kumaş ürünler

Bunlara arakçın da denilmektedir. Arakıyeden yapılan kavuğun terden kirlenip yağlanmaması için teri emmek üzere giyilen bir takke türü olarak da bu isim kullanılır. Genellikle dervişler arakıye külah giyerler ve bu külahların biçiminden o dervişin hangi tarikata mensup olduğu anlaşılırdı. Mevlevi dervişleri uzun külahlarını(sikke) arakıyeden yaparlardı. Arakıyecilik özellikle İstanbul’da önemli bir iş koluydu,

ARŞIN : (çözgü) teli arasına, ilave altın ve gümüş atkı telleri atılarak dokunan eski bir ipekli kumaş türüdür. Arşın adı da anş-ın’dan gelmektedir. Arşına pamuk iplik karıştırmak, fazladan altın ve gümüş tel kullanmak yasaktı. Sade arşın pamuk ipliğinden dokunmakta olup, daha sonra üzerine altın ve gümüş tellerle işleme yapılırdı. Bunlara Dip kumaşı da denilmektedir. Altın ve gümüşün fazla harcanmaması için, dönemin padişahlarınca kimi zaman yasaklanmıştır.

Atlas (Saten); Diğer adı saten olan atlas, ipeğin parlaklığını en iyi şekilde yansıtan dokuma ve kumaş türüdür. Saten ise XIV. yy.da Fransızcadan dilimize girmiştir. Atlas kumaşın ilk kez Çin’de dokunduğu ve Araplar vasıtasıyla Batı dünyasına geçtiği bilinir. Selçuklu kaynaklarında XIII. yy.da Atlas-t İstanbul deyiminin geçmesi, Bizanslıların da bu dokumayı daha önceden bildiğini gösteriyor. XV. yy.da atlas kumaş ithal eden Osmanlılar, XVI. yy.da kadifenin yanında atlas üretimiyle de i1gilenmeye başlar. O dönemde bunların mlsk.-l adas, şehı1 atlas (Bursa işi), Şam atlası, Maraş adası gibi türleri görülür. XVII. yy.da yabancı kökenli atlas kumaşların artması, atlas dokumacılığını geriletmişse de XVIII. yy.da tekrar canlandığını görmekteyiz. Pahalı, dayanıklı ve parlak olmasından dolayı saray mensuplarınca daha çok benimsenmiş olan bu kumaş türü; bayrak, sancak, yorgan yüzü, perde, bohça, para kesesi, kürk astarı, kaftan, şalvar, entari eşya ve elbiselerin yapımında kullanılmıştır. Osmanlı sarayında kışın çok giyildiği için saray dilinde kış mevsimine atlas mevsimi denilmiştir.

Başmal: Eskiden dokunan bir kadife türüne verilen isimdir.

Balkaymak: İki renk yollu (çizgili) ipekli kumaştır.

Basma: Üzerine renkli çiçek veya desen basılmış bir kumaş türüdür. Genelde pamuklu kumaş üzerine basmacılık yapılır. Eskiden İstanbul’da iki türlü basmacı esnafı bulunurdu.

Bunlar yastık basmacısı ve çit basmacısıydı. Yastık basmacılar genelde yastık yüzü, sofra örtüleri, perdeler ve çeşitli bezler basarlarken; çit basmacıları, yargan yüzü ve çarşafı ile perde basarlardı. Evliya Çelebi, İstanbul’da 15 dükkânda 55 yastık basmasının ve 100 çit basmacısının çalıştığını yazar.

Beledi: Bezayağı örgüsüyle dokunmuş, çift katlı bir tür pamuklu kumaştır. Beledi dokumaların ipek ve pamuk karışımı olanları varsa da genellikle her iki katın atkı ve çözgüsü pamuk ipliğindendir. Bu kumaş beledi tezgâhı denen özel tezgâhlarda dokunurdu. Eski Osmanlı kumaşları arasında beledi adına XV. yy. kaynaklarında rastlanır. Tire, Urla, İzmir, Manisa, Konya, Bursa ve İstanbul gibi çeşitli yerlerde dokunan beledîlerin Konya’da dokunanlarına veledi denilmekteydi. Osmanlı kumaşları arasında bu teknikle dokunmuş başka kumaşlara rastlanmaz. Beledi kumaşlar çift katlı dokumalar grubuna girmekte olup, genellikle geometrik formlardaki desenlerle dokunmaktaydı.

Beledi kumaş örneği

Bervanik; Malatya ve yöresinde önlük olarak kullanılan bir çeşit pamuklu dokumadır. Bervanik dokumayı desenlendirmek için ağaç kalıplar kullanılır. Yazmacılık sanatında olduğu gibi kalıplar boyaya batırılarak kumaşa desen basılır.

Beşme: Her çubuğu, ayrı ayrı beş renkte dokunmuş, yollu (çizgili) kumaşa verilen isimdir,

Beşpaımak: Beş ayrı renkte çubuklarla desenlendirilmiş ve bez ayağı örgüyle dokunmuş pamuklu bir kumaş türüdür. Pamuk ve ipek karışımı olanlar da vardır. Beşparmak kumaşlar, desen karakteri bakımından alacaya benzer. Alacadaki uyumlu ve yumuşak geçişli renklerin yerini, beşparmakta gelişigüzel yan yana getirilmiş ve kesin hatlarla birbirinden ayrılmış çubuklar almıştır. Beşparmak, EUft ve sopalı gibi isimlerle de anılmaktadır.

Beykasam: Boyuna çizgileri olan yarı i!Dekli, yarı pamuklu parlak kumaş türüdür. Adına beykasap da denilmektedir.

Bez: Pamuk veya ketenden yapılmış bir dokuma çeşididir. Bu tür kumaştan çamaşır,elbise, çarşaf, kese, havlu, torba ve örtü gibi eşyalar yapılırdı!. Cirıslerine göre yerli bez,Amerikan bezi, Trabzon bezi, alaca bez, keten bez1, Şile bezi, Manisa bez1 gibi çeşitleri vardır. Sade, düz renkli olanlara ak. Bez ve renkli çiçekli olanlara alaca bez denirdi.

Boğası: Bugünkü Amerikan bezine benzeyen ve kaput bezini andıran bir kumaş çeşidi olup, eskiden kaftanlara astar olarak kullanılırdı. Isparta ve Denizli’de hala dokunmaktadır. Osmanlılar döneminde XVi. ve XVii. yy.lara ait çeşitli kayıtlarda adına rastlanan boğası, o dönem pamuklu kumaşları arasında önemli bir yer tutmaktaydı.. Boğası, el eğirmesi ya da çıkrıkta bükülen pamuk ipliğinden yapılırdı!. Genellikle orta kalite bir dokuma olup, beyaz renkliydi.Boyar maddelerle renklendirilmiş ve rengine göre adlar almış olanları da vardır(cengari, nar neftisi, mai, gök, samanı, cevizi, tarçıni gibi… ). Eski kayıtlarda alaca boğası adına rastlanması, bunun ipliği boyalı türlerinin de bulunduğunu göstermektedir.

Denizli,Isparta, Kayseri, Kastamonu, Tokat, Diyarbakır gibi merkezlerden en kalitelileri Bolu’da dokunurdu. Boğası kumaşların türlerinde; edna (düşük kalite), evsat (orta kalite), ala (iyi kalite) olmak üzere üç çeşidini görmekteyiz. Dönemin ithal kumaşları arasında, boğası kumaşının adına rastlanılmaktadır. Hindistan’dan gelen beyaz Hint boğası, orta kaliteli beyaz ya da renklisi bayramı Bengal’de dokunan hammami boğası adıyla biliniyordu

Buldan Bezi: Denizli’nin Buldan ilçesinde dokunan, genellikle san-beyaz renkte olan yöreye özgü geleneksel bir kumaştır. Buldan bezinin beyaz renklileri pamuk, sarı renklileri ipek işlemedir. İşlemeler, biz adı verilen iğne ile kasnakta yapılırdı. Buldan bezleri erkek ve kadınlar için üstlük veya poşu denilen başörtüsü ya da bel kuşağı olarak kullanılmaktadır.

Buldan bezi örnekleri

Son yıllarda işlemeleri kasnak yerine makineyle yapılmaktadır.

Bursa Çekmesi: Ham ipekle dokunmuş, krep ve bürümcük örgü arasında bir kumaş türüdür. Bursa çekmesi çoğunlukta başörtüsü yapımında kullanılırdı. Bir çizgisi ipek, diğeri pamuktan olan ve Bursa’da dokunan bir çeşit yollu (çizgili) kumaş cinsidir.

BÜRÜMCÜK: XV. yy. Osmanlı kayıtlarında bürümcük tabiriyle geçen bir kumaş ürüdür.Yüksek (fazla) bükümle elde edilen ham ipek iplikle, genelde bez ayağı örgüyle dokunurdu.

Daha sonra pişirme denen kaynatma işleminden geçirilen bürümcük, bu işlem sebebiyle ipliklerde oluşan çekilme sonucunda kumaş yüzeyinde kıvrılmalar ve bükümler meydana gelir. Kumaş adını, kendi özelliğini oluşturan bu kıvrımlardan almaktadır. Ham ipekten dokunan bürümcüklerde bez ayağı örgüsü kullanılmakla birlikte, pişmiş ipekten yapılanların da bükülmeyi arttırmak için, krep türü farklı bir örgü kullanılır.

Resim 1.1: Bürümcük dokuma kumaş Resim 1.2: Dokuma tezgâhı

Kadınlar için yapılan bürümcüklerin atkı ve çözgüsü ipektendir. Helalu denen ve erkekler için dokunan bürümcüklerde ise çözgü pamuk, atkı ipek ipliktendir. Çözgüde yer yer pamuk iplik kullanılarak yollu dokunan bürümcükler de yapılmıştır. Beyaz pamuk iplikle dokunduğunda bu yollar mat bir görünüm verir. Bunların renkli ipliklerle dokunan ya da dokunduktan sonra boyanan türleri de vardır. Bürümcük XV Ile XıX. Yy.lar arasında başta Bursa olmak üzere, Biledk, Alaşehir, Muğla, Denizli ve İstanbul’da dokunuyordu.

Bunun yanı sıra zıbın, peştamal, yorgan astarı vb. eşya yapımında da kullanılırdı. İpekli kumaşların giderek ortadan kalkmasıyla bürümcük de çeşitli adlar verilen pamuklu kumaşlar arasına katılmıştır.

Türkler arasında özel bir rağbet gören bürümcük, düğünlerde gelin ve damatların gömlek yapımında da kullanılmıştır. Yaka ve kolları gelinlik kız tarafından iğne oyası ile işlenen bürümcükler el tezgâhlarında dokunduğu için dar enli olurlar ve çoğu zaman da bir gömleklik top halinde üretilirdi,

Canfes: Atkı ve çözgüsü ipek iplikten olan ve genellikle bez ayağı örgüyle dokunan, perdahsız, tafta türü bir kumaştır. Canfes perdahsız olduğundan yıkandığı zaman parlaklığını ve kendine özgü sertliğini yitirmediğinden özellikle sarayın kadınların beğenisini kazanmıştır. Osmanlı döneminde bilhassa XVii. yy.da saraydaki kadın giysilerinin çoğu canfesten yapılıyordu. Bunlar tek canfes ve çift canfes olmak üzere başlıca İki kalitede dokunuyordu. Tek canfeslerde çözgü telleri, gücülerden tek kat olarak geçirilirdi. Çeşitli renklerde bez ayağı örgüyle düz dokunanları yanında atkı ve çözgüsü farklı renkte yapılanları da vardır. Genellikle çözgüsü mor, atkısı sarı olurdu. Bu tür canfeslere bukalemun, yanar-döner de denirdi. Çift canfeslerde ise çözgü iplikleri gücülerden iki ya da daha fazla katlı olarak geçirilir, oluşan örgü, atkı ripsi görünümü verirdi. Atkı sıklığı, çözgüye oranla daha fazlaydı.

Canfeslerin en kalitelileri İstanbul ve Bursa’da dokunanlarıydı. Yaklaşık 55-60 cm. eninde dokunan canfeslerden kadın giyiminde elbise, cepken, şalvar, ferace; erkek giyiminde mintan yapılırdı. Ayrıca canfesler yorgan yüzü, bohça vb. eşyaların yapımında da kullanılıyordu.45 Bunların yanardöner ve kumru göğsü olmak üzere iki türü vardır.

Çatma: Düz zemin üzerine kadife tekniğiyle kabartma motifler oluşturularak dokunan eski bir desenli kumaş türüdür. Çatma, kadifelerde desenlendirme genellikle düz bir zemin üzerine renkli hav çözgüleriyle yapıldığından, motifler zemine göre daha kabaktır. Bazı çatma türlerinde ise zemin alanlarının havlı, motiflerin düz olduğu görülür. Aynı kumaş üzerinde her iki tekniğin uygulandığı örnekler de vardır. t 5. yy.ın sonlarında dokunmuş olan Bursa çatması, Washington Textile Museum’da sergilenmekte olan örneklerden birini teşkil eder.

Çatma kumaş elbiseler

Bursa, Bilecik, Üsküdar, Karaman, Göynük (Bolu), Eski Aydos (Bulgaristan) yörelerinde dokunan çatma kadifeler arasında en beğenilenleri Üsküdar çatması ve Bilecik çatmasıydı. Ahmediye adı verilen İstanbul ve Bursa’da dokunan kumaşlar (çatmalar) daha çok döşemelik olarak kullanılıyordu. Çatma kadifeden yastık, kaftan ve döşek yüzü yapılıyor, perdelik ve döşemelik olarak da kullanıyordu. Çatma kumaşların boyut/arı Bursa Nizamnamesi’ne göre endaze olurdu. Fransızlar bu tür kumaş/ara Valou~a Double Hauteur adını verirler. Eski kayıtlarda ala, evsad, edna cinsleri ve kadife-l çatma isimleriyle geçerdi. 1481–1486 yıllarında sancağa çıkan şehzadelere verilen eşyalar arasında arşiv kayıtlarına göre “Miraharf kaftan

Çekme: Bir çizgisi ipek, bir çizgisi pamuk ipliğiyle bezayağı örgüde dokunan bir çeşit yollu kumaş türüdür. Çekme, krep ile bürümcük arası bir görünümdedir. Bursa’da dokunan ve Bursa çekmesi adıyla bilinen türü meşhurdu. Pamuk ipliğiyle bez ayağı örgü tekniğinde dokunmuş ve üzeri baskı yöntemi ile desenlendirilmiş bir dokuma türüdür. Pamuk ipliğiyle seyrek olarak dokunmuş ve üzeri baskı ile desenlendin imiş tülbent şeklindeki başörtülük kumaşlara ise yazma denilmektedir.

Çitarı: Bir tel ipek, üç tel pamuk ipliğiyle, bez ayağı örgüde dokunmuş bir yollu kumaş türüdür. Genellikle çubukları sarı ve kırmızı olup daha çok Şam’da dokunurdu. Çubukları desenli olarak dokunmuş olanları da vardır.

Çitarinin Kırk kalem, findıklı, makaslı, aşağı çitari olarak adlandırılan çeşitleri vardır. Çarşaf yapımında kullanılan çizgili bir kumaş türüdür.

Çubuklu: Peştamal veya elbiselik yapımında kullanılan paralel çizgileri olan bir kumaş cinsidir. Zemini küçük çiçeklerle süslü olanları da vardır.

Çubuklu kumaş örneği

Cuha: çözgü ve atkısı tek kat yün ipliğinden, genellikle dimi ya da bezayağı örgüyle oldukça sık dokunmuş kalın bir kumaş türüdür. Çuhaya, dokunduktan sonra terbiyelemek amacıyla; dinleme, fırçalama, makaslama işlemleri uygulanır ve mengeneden geçirilerek perdahlanırdı. Çuhanın çözgüsü atkıya oranla daha sıktır.

1832’de çuha dokumak amacıyla gerekli tezgâh ve ustalar Fransa’dan getirilerek, İstanbul Beykoz’da bir çuha fabrikası açıldı. Yapağı gereksinimi Aydın, Kütahya ve Bergama’dan sağlanıyordu. 1835’te de İslimye’de (Bulgaristan) bir çuha fabrikası kuruldu ve 1836’da yerli yapağıyla deneme üretimine başlandı. 1848’de tam anlamıyla üret time geçen fabrikada dokunan çuhalar, askeri gıyım gıy üretiminde kullanılıyordu. Törenlerde verilen armağanlar içinde de yerli olan çuha, giyim kuşamdaki değişimlere paralel olarak daha az tüketilmeye başlandı ve üretimi giderek düştü.

Yeniçerilerin giyimleri İçin kendilerine, yılda bir defa olmak üzere çivit renkli Selanik çuhası dağıtılırdı. Yayabaşılara ise yeşil Selanik çuhası verilirdi. Selanik çuhasını Yahudiler dokur ve bu hizmetlerine karşılık, tekâlifi örfiye ve avarızı divaniye vergilerinden muaf tutulurlardı.

Genelde keçi kılından bez ayağı örgüyle dokunmuş kaba bir kumaş türüdür. Çoğu zaman hayvan örtüsü olarak kullanılmıştır.

Dakye: E.rkek giyiminde kullanılan saten örgüyle ·dokunmuş çizgili bir kumaş türüdür. Çubukları çeşitli renklerdedir.

Damasko: Aynı armürün atkı yüzü ve çözgü yüzü ile oluşturulan bir zemin ya da desen etkisi verilmiş, tek renkli, ipekli ya da bazen ipek, yün, pamuk karışımı döşemelik kumaş türüdür. Damasko dokuma, yalnız atkı ve çözgü etkili armürlerin zıtlığından yararlanılarak desenler verilmiş örgüde, zemin annürü olarak genelde dimi veya saten örgünün birlikte kullanımıyla dokunur.

Damasko kumaş örneği

Bir damaskoda ışık, armürlerin atkı ve çözgü atlamaları üstünde değişik etkiler yaparak desenlerin daha iyi görtinmelerini sağlar. Düz damasko dokumalar, atkı ve çözgüye paralel olarak raporlu desenlerle dama etkisi yapar. Buna karşın eğri çizgilı damasko dokumalarda tüm süsleme motiflerinden yararlanılır. Bu dokumalar, çözgü etkili bir zemin annürü ve motifler içinde atkı etkili bir annür uygulanarak elde edilir. Bu tür kumaşlarda jakar makineleriyle çok büyük desenler oluşturulabilir.

Geleneksel kumaş çeşidi olarak Osmanlı’da ipek ve keten karışımıyla dokunmuş ve adına Şam kumaşı veya dimışkt de denmiştir. Damaskolar Ortaçağ’da Şam tezgâhlarında dokunarak blam ülkelerine ve Avrupa’ya da gönderilmiştir. Daha sonraları Venedik ve Genova şehirlerinde damaskoların taklitleri yapılmaya başlanmış olup çoğu zaman döşemelik, sofra örtüsü vb. yerlerde kullanılmıştır.

DİB: İpekle düz bir zemin teşkil edecek şekilde dokunan, sade bir kumaş türü olup daha sonra üzerine altın ve gümüş telle işleme yapılmıştır. Bunlara sade arşın kumaş da denilmektedir.

DİBA: Canfes’in daha kalını olarak bilinir. Motif atkılarında kılaptan, sırma, sim gibi altın ve gümüş iplikler kullanılarak dokunmuş ipekli veya kadife bir kumaştır. Dlba kumaşların atkı ve çözgü iplikleri ipektendir. Genellikle saten örgü kullanılır. Ağır bir ipekli kumaş olan dibanın ilk kez Uzak Doğu ve Orta Asya’da dokunduğu sanılmaktadır. Yazılı kaynaklar

Göktürk, Uygur ve Hazar Türklerinde bu kumaşın önemli bir yeri olduğunu ve çok kullanıldığını göstermektedir. Tarihi kaynaklarda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad’ın, Osman Bey’e gönderdiği armağanlar arasında dl.ba-ı rimt adlı bir kumaşın da yer aldığı görülür. Osmanlı kayıtlarında XV. yy.dan başlayarak adı geçen diba daha sonra

DURMAC: Şal biçiminde bir tür ipekli kumaş çeşididir.

Ebre: Hareli ve dalgalı bir kumaş türüdür.

Ehram İhram: Anadolu’da kadınların dışarı çıkarken üzerlerine örtündükleri doğal renkli yünlerden genellikle bez ayağı örgüyle dokunmuş, kareye yakın dikdörtgen biçimi örtü kumaşıdır. Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bugün de dokunan ve kullanılan ihram, Osmanlılar döneminde car, çarşaf ve feracenin yanı sıra kadın giyiminde de görülür. İhramlar da carlar gibi uzun kenarı insan boyunu aşacak şekilde iki kanat halinde dokunur ve daha sonra kenarları dikilerek kullanılırdı. Yünden dokunan ihramlar genellikle kareye yakın dikdörtgen biçimindedir.

Resim 1.3: Ehram dokuma saçak yapımı

İhramlar düz ve desenli olmak üzere iki türü vardır. Düzleri, el eğirmesi yün ipliğinden bez ayağı örgüyle dokunur. Çözgü ve atkı iplikleri tek katlı olmasına rağmen, fazla bükümlü olması nedeniyle kumaş, bürumcük gibi kıvrımlı bir görünüme sahiptir. Düz ihramların yalnızca kenar kısmıyla alt ve üst boylarında pamuk ipliğinden 1-1,5 cm lik bantlar vardır. Desenli ihramlarda ise zemin örgüsü yine bez ayağıdır.

Motifter, zemin atkılan arasına renkli yün ve pamuk iplikleriyle tezgah üzerinde işlenir. Tek kanat halinde dokunan bu ihramların bir kenarında haşiye adı verilen su halinde motifter bulunur. Desenli ihramlar; serpme, yollu ya da sulu ve kaplama motifti olmak üzere üçe ayrılırlar. Kaplama ve düz ihramlar dışında haşiye, hemen hemen tüm ihramlar da vardır. Haşiye ve kaplama motifterine; aynalı kutu, saat kordonu, kepenek, uçan kuşlar, analı-kızlı, reyhan dalı, hanımeli vb. pek çok adlar verilir. Kaplama motifti ehramlarda desenler tüm yüzeyi kaplar. Yollularda desenler çubuklar halindedir. Serpme motiflerde ise motifler belli bir düzene göre kumaş alanına serpiştirilmiştir.

İhram renkleri genellikle doğal yün renklerindedir. Beyaz, mor (kahverengi) ve siyah, en çok görülen renklerdir. Doğal renklerin harmanlanmasıyla bazı ara tonlar da elde edilebilir. Ayrıca özel olarak yeşil, kırmızı, pembe, san ve pek az olarak mavi renklerde dokunmuş olanları vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir