ANKARA TAVŞANI YÜNÜ

Tarafından | 10 Mart 2020

Ankara tavşanı, dünyada ve Türkiye’de önemi günden güne artan Türkiye’nin bir tavşan ırkı olan Ankara tavşanının dünyada Angora adı altında yetiştiriciliği yapılmakta ve önemi de gittikçe artmaktadır. Ankara yöresine has bu tavşan türünün nesli, 1700’lü yıllarla birlikte kaybolmaya başlamıştır. İngilizler tarafından Türkiye dışına çıkarıldığı bilinen Ankara tavşanı, son yıllarda Çin ve Japonya’ da üretilmeye başlanmıştır. Ankara tavşanı, boynu kısa, başı yuvarlak, vücudu oldukça uzun kulakları dik iki yana açık, uçlarında biraz püskül bulunan, orta büyüklükte, Memeliler sınıfının tavşanlar ailesinin en tanınmış üyesidir.

On iki değişik rengi mevcut olmasına rağmen en çok tercih edileni albino olanıdır. Bunların dışında, siyah, mavi, sarı, gri, kahverengi, şinşilla ve sincap renginde olanları da mevcuttur. Beyaz olanların tüyleri sık, ipek gibi ince ve uzundur. Ankara tavşanlarının gözleri kırmızı olup, yüksek döl verimleri, kaliteli et ve yün üretimleri olan, selülozca zengin yemleri değerlendirebilme özelliğine sahip otobur hayvanlardır.

Ankara tavşanının İngiliz, Rus, Fransız, Satin, Alman, Giant, Çin, Tanghang gibi tipleri vardır.

Ankara tavşanı, Türkiye’nin her iklim bölgesinde başarı ile yetiştirilebilmesine karşın, ılıman iklimli bölgelerde yetiştiriciliği daha fazladır.

Ankara Tavşanı Yünü Verimi

Ankara tavşanı yünü; uzun, ince, yumuşak, hafif, parlak ve dokunmaya elverişli bir yündür. Ankara tavşanından elde edilen yüne angora adı verilmektedir. Angora yünleri uzunluk ve inceliğine göre 3 tipte incelenir. Üst kaba kıllar; en uzun, en dayanıklı ve diğer liflerden az sayıdadır. Örtü kılları; daha kısa ve daha ince uç kısımları gövdedekilerden daha kalındır. Dip kılları; en ince olanıdır, hafif kıvrımlı, diğer kıllardan daha fazla miktarda bulunur.

Yünün parlaklığı, özgül ağırlığı, yumuşaklığı, elastikiyeti, kılın uzunluğu ve çapı, keçeleşme, kemp kıl ve kirlilik oranı yünün kalitesini belirleyen unsurlardır. Tavşan yünü 4 kalitede sınıflandırılabilir. Birinci kalitedeki yün, kendi içinde iki alt sınıfta değerlendirilir. 1A kalite yün, 6 cm’den uzun, temiz, parlak, yumuşak ve dümdüz (ok gibi) yündür. 1B kalite yün, 6 cm’den uzun, temiz, parlak, yumuşak ve dalgalı yündür. İkinci kalite yün, 3-6 cm arasında temiz, parlak ve yumuşak yündür. Üçüncü kalite yün, keçeleşmiş yündür. Dördüncü kalite yün, kirli yündür ve bu yün satılmaz. Bir tavşandan bir kırkımda dört kalite yün de elde edilmektedir. Ankara tavşanı yünü elde ediliş şekline göre iki gruba ayrılabilir. Kırkım yünü; ortalama 1000 g (800-1200) yün elde edilir. İlk kırkım yaşı, 3 aylık iken (kışın biraz daha geç olabilir) yapılır. Kırkımdan önce taranması kırkımın kolaylığı ve kalitesi açısından önemlidir.

Yolma yünü; tavşanlar yapılacak işlemin 1-2 gün öncesinde aç bırakılır. Üç gün her bir tavşana 130 g olmak üzere tüy dökücü ilaç (yeme emdirilmiş halde pelet) verilir. Üçüncü günün sonunda tüyler elle yolunur. Yünün keçeleşme durumuna göre de keçeleşmemiş ve keçeleşmiş olmak üzere iki grupta incelenebilir. Keçeleşmiş ve keçeleşmemiş yünlerin her biri özelliklerine göre 1., 2., 3. olmak üzere 3 sınıfa ayrılır.

Angora yününün uluslararası standartlar organizasyonundaki sembolü WA’dır. Hayvanlardan elde edilen en kaliteli yünlerden biri olan Angora yününün bazı özellikleri Tablo 1’de verilmiştir. Angora yünü, 10 mikronluk ince yapısı ile 16 mikronluk kaşmir, 17 mikronluk merinos, 32 mikronluk tiftik elyafına üstünlük sağlamaktadır. Koyun yününe göre 7-8 kat daha fazla sıcak tutar. Doğal odacıklı yapısından dolayı yüksek ısı yalıtımı sağlar ve nemi dışarı verirken kullanıcıya sıcak ve kuru bir ortam hazırlar. İnsanlarda koyun yününün rahatsız edici ve kaşındırıcı etkisinden dolayı birçok kişi angora yününü konfor ve sıcaklık açısından tercih etmektedir.

Angora yünü ile yapılmış giysiler vücutta alerjik reaksiyon oluşturmaz ve kılların iç kısmı medullalı olduğu için bu giysiler vücudun hava almasını engellemez, terlemeye sebep olmaz. İnce ve narin yapısıyla, ağır olmamasıyla, alerjik olmayan özelliği ile sıcak tutmasıyla, terletmemesiyle özellikle çocuk giysilerinde rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Kuvvetli elektromanyetik özelliği ile romatizmal hastalıklarda, eklem ve kas ağrılarında, siyatik, artrit, böbrek rahatsızlıkları ve dolaşım bozukluklarında tedaviye yardımcı olmak üzere termal giysi yapımında kullanılmaktadır. Angora yününden yapılan bu termal giysiler ani ısı değişikliklerinden vücudun etkilenmesini engellemektedir ve kan dolaşımını hızlandırarak doğal terapik etki sağlamaktadırlar.

Saf angora giysiler, elle, sıcak veya soğuk suyla deterjan kullanılmadan yıkanır. Fabrikaların dışında angora yünü, çıkrık adı verilen ip eğirme aletleriyle de elde iplik haline dönüştürülebilir. Elde eğirme tekniği ile iplik elde edildiğinde ham yünün değeri, iplik fabrikalarının aldığı yünlerin değerinden en az 10 kat daha fazla artmaktadır.

Angora Yünü Elde Etme Teknikleri

Ankara tavşanlarında her 3 ayda bir yani yılda 4 kez kırkım yapılmaktadır. Kıllar 3 ayda en uygun düzeye ulaşır ve bu dönemde kırkım yapılmazsa yün kendiliğinden dökülmeye başlar. Yavrular 7 haftalık olunca taranmaya alıştırılır ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranırlar. Tarama yün kalitesini arttırır. Tarağın kemikten olması tercih edilir ancak yumuşak tel bir fırçada kullanılabilir. Yavrular 6 aylık olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulaşır. Bu zamana kadar da yavrular taranmaya alışmış olurlar.

Yapılan seleksiyon çalışmalarıyla Fransız Ankara tavşanlarından taranmadan da kaliteli yün elde etmek mümkündür. Ancak, İngiliz Ankara tavşanları taranmaya ihtiyaç duyarlar. Tavşan masaya baş aşağı bağlanır. Arka ayaklarından başlayarak kuyruk kısmından aşağı doğru sırt bölgesinden başlayarak kırkılır .

Yün, makas, elektrikli veya el kırkım aletleriyle yapılan kırkımla veya yolma yöntemiyle elde edilir.

Kırkım tekniği ile (makas veya elektrikli alet ile) yün elde etmek, fazla acı vermemesi, daha az stresli olması, soğuğa karşı daha iyi bir koruma sağlaması, daha az emek ve zaman harcanması kısa kırkım aralıkları ile daha fazla yün elde etme olanağı vermesi nedeniyle yolma tekniğinden daha çok tercih edilir. Kırkım makaslarıyla deri üzerinde 3mm’ ye kadar yün bırakmak mümkündür. Ancak makasla yapılan kırkımda elde edilen kırpıntı yün oranı (10 mm’den kısadır) fazladır. Bu değersiz yün kırpıntıları kırkımdan sonra yapılan düzeltmelerden kaynaklanır. Elektrikli kırkım aletleri ile kırkılan tavşanların kışın üşümelerinin engellenmesi amacıyla deride 5mm uzunluğunda yün bırakılabilir. Uzun yün örtüsünden kaynaklanan vücut ısısı sorunları, döl verimini olumsuz yönde etkilemektedir. Tablo 2’de Ankara tavşanlarında yapay tohumlama ile kırkım arasındaki sürenin üreme verimi üzerine etkileri verilmiştir.

Tablo 1. Ankara Tavşanının Yün Özellikleri 

Kırkımın başlama yaşı (ay) 3
Dişi tavşanda yıllık yün verimi (g) 1000
Erkek tavşanda yıllık yün verimi (g) 700 -800
Kastre edilmiş erkekte (g) 900
Cm2 elyaf sayısı 15.000
Elyaf uzunluğu (cm) 10 -15
Dişide elyaf çapı (mikrometre) 12
Erkekte elyaf çapı (mikrometre) 11
Yünün özgül ağırlığı (g/cm3) 1.15 -1.18
 Yün kalitesi oranları               Erkek Dişi
6 cm’nin üstünde (%)                65 75
6 cm’ye kadar (%)                     27 20
Keçeleşmiş yün (%)                   8 5

Bir tavşanın kırkılması için 10-20 dakikalık bir zaman yeterlidir. Dolayısıyla elektrikli kırkım aletleri ile iş gücü ve zamandan tasarruf sağlanır. Yolma işleminde ise sadece kalın uçlu, tam olgunlaşmamış kıllar alınır. Bu da yünün kaba görülmesine neden olur. Ayrıca, yolma yönteminde ısı izolasyonu daha düşüktür. Bu işlem yaklaşık 30-40 dakika sürmektedir. Yolarak yün elde etme tüy dökme zamanında yapıldığı için bu teknik kullanıldığında iki yolum arasındaki süre kısaltılmaz.

Kırkım ve yolma sonucu elde edilen yün birkaç gün havalandırılır ve kalitesine göre sınıflandırılır. Yünün parlaklığı, yumuşaklığı, kılın uzunluğu ve çapı keçeleşme ve kemp kıl oranı, kirlilik oranı yünün kalitesini belirleyen unsurlardır.

Sonuç

Ankara tavşanından Angora yünü başta olmak üzere önemli düzeylerde et ve gübre verimleri de elde edilmektedir. Bu verim özellikleri nedeni ile bu hayvanların yetiştiriciliğinin yapılmasının yetiştiricilere ve dolayısıyla ekonomiye katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir